Connect with us

Mustafa Akay

Çekirdek Sağlam

Avatar fotoğrafı

Yayın Tarihi

/

Türkiye’ye Atatürk’ün yüce bir emaneti olan Cumhuriyet Halk Partisi, iç ve dış düşmanları tarafından sayısız ihanete uğradı. Ancak, yel kayadan ne koparır örneği 103 yıldan beri dimdik ayakta kalmayı başardı.

Cumhuriyet Halk Partisi ne zaman güçlense ve iktidar seçeneği olsa, çeşitli oyunlarla önü kesilmeye çalışılmış bir siyasi harekettir.

Geçmişten ve günümüzden bu konuda birçok örnek vardır önümüzde; Parti içindeki düşmanların Köy Enstitüleri konusunda oynadıkları oyunlar (Şemsettin Günaltay), toprak ağalarının toprak reformunu  etkisiz kılmak (Adnan Menderes) çabaları örnek gösterilebilir.

Günümüzde ise  2024 yerel seçimlerinden sonra ortaya konan oyunlar taptaze önümüzde durmaktadır.

Türkiye’de “hiçbir şey cezasız kalmaz” denir. Aynen öyle olmuştur. 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapan ve Tayyip Erdoğan’a hazmedemeyeceği bir yenilgi yaşatan CHP kadrolarının, itibarsızlaştırılması için anında çalışmalar başlatılmıştır. Özellikle, CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayını  milyonlarca kişinin kullandığı oyla belirlemesinden sonra hamleler artırılmış ve yargısız infazlarla belediye başkanları, bürokratlar, eski milletvekilleri, belediye meclis üyeleri tutuklanmışlardır.

İktidarın, halkın vermediği desteği belediye başkanları ve milletvekilleri transferleri ile sağlamaya çalışması da işin başka bir boyutudur.

Halkın sıkıntılarının gözden ırak tutulması ereğiyle yapılan gündem değişikliklerinden bir tanesini de birkaç gün önce yaşadık.

Sağ gelenekten gelen bir belediye başkanının partiden istifası neredeyse Türkiye’nin gündemi haline getirildi. Yüzüne baktığınızda sinsiliği ve riyakârlığı  anında okuyabildiğiniz bir omurgasız kişilik, hakkında yapılan yolsuzluk ve hırsızlık iddiaları üzerine partiden ayrıldığını açıkladı. Aynen, Topuklayan Efe gibi.

Bizce, üzerinde durulacak bir olay değil.. Son beş on yıl içinde iyice sağa evrilen bir partide bunların yaşanması olağandır.

Çünkü, parti uzun yıllardır bir yapısal sorun içindedir.

Partinin ideolojisi ve ilkelerinden,  yöneticiler eliyle kopulmuştur.

Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı örgütlemiş, Türkiye Cumhuriyetini kurmuş CHP’nin olmazsa olmazları, Misak-ı -Milli, (üniter yapı) ulus devlet düşüncelerinden hızla uzaklaşılmıştır.

Laiklik tehlikededir diyemem” diyen bir genel başkanı olmuştur partinin.  Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları partinin en önemli adayları yapılmıştır. Parti yönetimi, “ben CHP’li değil, CHP milletvekiliyim” diyen soysuzlara kapı aralamıştır.

Parti, akılla değil, duyguyla yönetilir duruma getirilmiş, üye yapısı, ideolojik bilinç ve inanç üzerine kurulu olmaktan arındırılmıştır. Bunlar, elbette bugünün sorunları değildir. Ancak, yansımalarını bugünlerde çok iyi görmekteyiz.

Seçildiği ilk kurultayda, sanki Atatürk’e nazire yapar gibi, “Ben Dersimli Kemal” diyerek sahneye çıkan ve görev yaptığı yıllar içinde tüm seçimleri yitiren bir Genel Başkan, yeni seçilenlere bırakın omuz vermeyi, çelme takmayı  görev sayar gibi bir tutum içindedir.

Bu dönemde, partide para da önemli bir etken olmuştur. “Bundan sonra adaylarımız paralı olacaktır” teması, yukarıdan aşağıya örgütlerde konuşulur duruma gelmiştir. Bu tez, partinin tozunu yutmuş, başarısı için yıllarca mücadele etmiş, ancak parası olmayan örgüt emekçilerinin de önünü kesmiştir.

İşte, mevcut yönetim, böyle bir birikimin üzerine başarılı olma çabasını vermektedir. Sanki bir Atom Karıncadır, Genel Başkan.  Gecesi gündüzü yoktur. Eylemledir, mitingdedir, etkinliktedir. Ancak, bu yoğun uğraşlar arasında partideki işleyişinin farkına varamamaktadır.  

CHP; cumhuriyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik, milliyetçilik ve devrimcilik ilkelerine sımsıkı sarılıp,  çalışmalarını sürdürürse, başarısı da artacaktır.

Siyasetinin özünün ilke ve ideoloji olduğunu  vurgulamalıdır. Özellikle, liboşların söylemlerinin ardına takılmamalı, üniter yapı ve ulus devletten ödün verecek düşüncelerle ortaya çıkmamalıdır. Eşit yurttaşlık söyleminin  tuzağına da düşmemelidir.

Parti bu tür hatalardan arınıp,  dünyada  örneği olmayan ilkelerine sahip çıkarsa, büyümesini de hızlandıracaktır.

Bu büyümeye; aday olacakları  tüm üyelerin katılımıyla yapılacak ön seçimde belirleyeceğini, partinin ilçe ve il kongrelerinin çarşaf liste ile, yapılacağını, ilçe ve il kongrelerinin mahalle delegeleri kaldırılmış tüm üyelerle toplanacağını açıklamak ve parti içi demokrasiyi işletmek söylemleri de büyük katkı sağlayacaktır.

Son seçimlerin aceleciliği içinde Mesut Özarslan gibi yanlışlıklar hoş görülebilir! Ancak,  ders alıp, bundan sonra duyarlı davranılacağının topluma duyurulmasında da yarar vardır.

Parti içi demokrasiyi çalıştıran, Atatürk ilke ve devrimlerini benimsemiş bir CHP’nin önünde, ne satılmışlar durabilir, ne satın almak isteyenler.

Çünkü; çekirdek sağlam!

DEVAMI

Mustafa Akay

Ah Rüzgarlı Ah!

Avatar fotoğrafı

Yayın Tarihi

/

Ankara’nın Bab-ı Ali’si denirdi. 

Nice yurtsever oradan haykırdı ülkenin sorunlarını…

Kimler geldi kimler geçti…

Saysak isimlerini sayfalar almaz.

Ah Rüzgarlı ah!

Gazeteler birer ikişer kapandıktan, İstanbul gazeteleri de başka yerleri mekân tuttuklarından ıssızlaştın…

Ne kağıtçın kaldı,  ne klişecin…

Makinaların sesleri kesildi…

Mürekkep kokusu yayılmaz oldu ortalığa…

Şimdi bırak senin o ihtişamlı günlerini, Ankara’nın doğru dürüst gazetesi bile kalmadı. Olanlar da direniyor. Artık, tezgahlarda gazeteler bulunmuyor….

Çankırı Caddesi’nden girdiğinizde Ulus Gazetesi karşılardı sizi.  Aşağılara indikçe, onlarca gazete tabelası gülümserdi.

Ecevit’inden Nahit Duru’suna, Kemal Çukurkavaklı’sından  Melih Aşık’ına, Rıfat Ilgaz’ından Aziz Nesin’ine, Nursal Tekin’inden İlyas Özdemir’ine,  Şinasi Nahit  Berker’inden Mehmed Kemal’ine kimler solumadı ki senin havanı, kimler yürümedi yokuşundan…

Ne anlı şanlı gazeteler ses verdi.

Sonra devran döndü.

Çapsızlar sardı dört bir yanını…

İnşaatçılara mekan oldu iş hanların…

Mafyalar türedi…

Sonra  Ankara’ya hakim oldular rant mafyaları…

İş insanı görüntüsü altında Ankara’nın kaymağını yediler…

Parsel parsel satan siyasetçilerle ortaklık kurdular. Ankara’nın dört bir yanını ele geçirdiler… Hele hele son 30 yıldır yedikçe yediler…

Gelişen teknoloji yazılı basını biraz daha zora sokarken, gazeteci müsveddeleri ortalığı  ele geçirdiler.  Dünün besleme basını bugün yandaş basın oldu. Artık,  çay simit gazeteciliği yerini dolar, yat, kat gazeteciliğine bıraktı. Halkı, bilgilendirme görevi, muhalefeti karalama görevine dönüştü.

İstanbul’da Babıâli, Ankara’da Rüzgarlı söndü, Türkiye’de gazetecilik bitti.

DEVAMI

Yazarlar

Bir Ölüp Milyon Gelmek

Avatar fotoğrafı

Yayın Tarihi

/

Mayıs ayı, tarihimizde önemli olayların yaşandığı bir aydır. Tarihin derinliklerine gidip. mayıs ayında yaşanan  olayları kronolojik olarak ele almak bu yazının konusu değil.

Bu yazımızda, sadece, iki önemli olayı  değerlendireceğiz.

Bilindiği gibi toplumumuzda, geleneksel hale gelmiş Hıdırellez kutlamaları da vardır. Hıdırellez bolluk ve bereketi simgeler. Bir bayram gibi görülür.

Türkiye, 6 Mayıs 1972 tarihinde de bu kutlamalara hazırlanırken, bir acıyla sarsıldı.

Ankara Ulucanlar Cezaevi’nde daha tan doğmadan, yaşları henüz 25 olan üç genç asılarak idam edildi. Nihat Behram’ın dediği gibi, artık onlar “Üç Fidan” olmuşlardı.

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, yaşamlarının baharında bir bayram sabahı asılarak sonsuzluğa gönderildiler.

Bu  gençler ne yapmışlardı?

Yaptıkları, Atatürk’ün izinde, Tam Bağımsız Türkiye mücadelesiydi.

Hatta, 30 Ekim 1968 tarihinde, Samsun’dan Ankara’ya, ” Tam Bağımsız Türkiye  İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü” düzenlemişlerdi.

On günde Ankara’yla ulaşmak ve Atatürk’e bağlılıklarını dile getireceklerdi. 24 gencin başlattığı yürüyüş 10 Kasım’da Anıtkabir’e ulaştığında on binleri bulmuştu. 

Her yerde emperyalizme karşı olduklarını haykırıyorlar, Amerika’ya defol diyorlar, 6. Filo’yu protesto ediyorlardı. Toplumda tam anlamıyla bir Amerikan karşıtlığı kendini göstermeye başlamıştı. Bu da Amerikan Uşaklarının işine gelmiyordu.

İplerinin çekilmesine karar verilmişti egemenler tarafından.

O ip, Türk Halkının bayram olarak kutladığı ve baharın müjdecisi olduğuna inandığı bir günde çekildi. 

Asarak, onların düşüncelerini yok edeceklerini sananlar, yanıldıklarını yıllar içinde anladılar. Çünkü, Üç Fidan, insanların gönüllerinde yer bularak, milyonlarca kişi tarafından benimsendi, sevildi.

Bu olay, Mayıs ayının bize hüzün veren bölümüdür.

Bize, mutluluk veren,  bir bölümü de vardır ki, Mustafa Kemal ve Arkadaşlarının  Samsun’a çıkışlarıdır. Mustafa Kemal Atatürk de Tam Bağımsız Türkiye Ülküsü için 19 Mayıs 1919’da Samsun’dan Kurtuluş Savaşını başlatan adımı atmıştır. Yani, Türk Zaferi’nin yolunu açan aydır Mayıs. 19 Mayıs’ı da gününde değerlendirelim düşüncesiyle, Üç Fidan’ı asıldıklarının yıldönümünde anıyor,  mücadelelerinin unutulmayacağını belirtmek istiyoruz. Onlar bir öldüler, milyon geri geldiler.

DEVAMI

Yazarlar

O Cendereden Geçmiş Biri Olarak Söylüyorum: CHP’li Başkanlar Suçsuzdur!

Avatar fotoğrafı

Yayın Tarihi

/

Haziran Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerinin ardından CHP aynı yıl kasım ayında 38. Kurultayını topladı. Bu kurultay, partinin başına genç bir adamı getirdi.

O genç adam ve arkadaşları daha koltuklarına alışamadan, önlerinde bir yerel seçim geldi.

Yeni yönetimle birlikte partililerin ve halkın yüzleri güldü.

13 yıl boyunca, her seçim sonrasında kafasını öne eğmek zorunda kalan partililer bu kez zaferin ne olduğunu tattılar. Seçim sonuçları karamsarlığın ve umutsuzluğun yerini sevince, güvene bıraktı. Çünkü, Türkiye’nin yedi coğrafyasında güller açtı. Türkiye haritası Türk Bayrağının kırmızısı gibi oldu.

Bu azımsanamayacak bir başarıydı.

Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Manisa, Kütahya, Uşak, Afyon, Adıyaman, Mersin, Antalya, Adana, Zonguldak, Artvin, Giresun, Bartın, Kilis, Denizli, Bolu, Kırşehir, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Burdur, Çanakkale, Edirne, Eskişehir, Kastamonu, Muğla, Tekirdağ, Kırıkkale, Ardahan, Yalova, Sinop ile ülkenin en büyük ilçelerinin belediyelerini CHP sildi süpürdü. Ankara ve İstanbul’da bir önceki seçime göre, ilçe belediyelerin büyük bölümü kazanıldı.

Yüzde 38 oy oranı ile Türkiye’nin birinci partisi olma özelliği elde edildi.

Bu sonuç, birilerinin işine gelmedi elbette. Muktedir, emrindeki bakan memurlara “silkeleyin” talimatını verdi. CHP’li belediyeler, maliye ve SSK tarafından silkelenmeye başlandı. CHP’li belediyeler, AKP’li belediyeler zamanından kalma borçları bile ödemeye başlayınca bu kez başka yollar arandı. Bir dönem aynı cendereden geçmiş birisi olarak söylüyorum. CHP’li belediye başkanları suçsuzdur. Hatalı olanlar da gemiyi terk edip gitmektedirler. Terör denildi, adam kayırma denildi, ardından yolsuzluk ve örgüt denildi. Belediyelerin işleyiş şemaları, sanki bir örgütün kuruluş şeması gibi halka anlatıldı. Amaç, CHP’yi ve belediyeleri itibarsızlaştırmaktı. Ne yaptılarsa, sonuç alamayınca, 19 Mart’ta sivil bir darbe yaparak zaten bilinen demokrasi anlayışlarını ortaya koydular. Belediyelerin üzerine çökmeye başladılar. Belediyelere operasyonlar yapıldı, başkanlar ve bürokratlar hapse atıldı. Uyduruk suçlamalarla davalar açıldı. Heyhat ne yapsalar para etmiyordu. İşte, bu yaşananlar sırasında, Türkiye bir lider kazandı. Ufak tefek sürç- i lisanları olsa da korkmayan, ürkmeyen, yorulmayan oradan oraya koşan bir genç adam kitlenin güvenini yeniden kazandırdı. Şimdi bazıları bu çabaları başarısız bulduklarına ilişkin görüşler açıklıyorlar.

Adam, bir dakika durmuyor, halkla kucaklaşmasını biliyor.

Bu duruma başarısız diyenlerin aklından şüphe etmek gerekir.

Çünkü, bir ülkenin kurucu partisine düşman hukuku uygulayan ve elindeki bütün gücü onu yok etmek için kullanan bir iktidar var. Öyle ki partili cumhurbaşkanı, CHP ile yatıyor, CHP ile kalkıyor.

Rüyasında bile CHP’yi görüyor. Bunca baskıya karşın, direnen bir CHP onu uykularından ediyor. İşin en güzel tarafı ise, CHP’nin itibarsızlaştırılmasına AKP’li trollerin dışında kimse inanmıyor.

Tarihte direnenler hep kazanmışlardır. Ortaya konulan engeller ne kadar büyük olursa olsun, direnenler, azim ve kararlılıkla bunları aşmasını bilecektir. CHP’nin parti devletinin hegemonyasını yıkma gibi bir misyonu da vardır

CHP, engelleri aşa aşa ülkeyi kurmuştur. Şimdi de engelleri aşa aşa kurtuluşu getirecektir.

Sanki Ahmed Arif, yıllar öncesinden CHP’ye ve liderine seslenir gibidir.

Öyle yıkma kendini,/ Öyle mahzun, öyle garip…/Nerede olursan ol,/ İçerde, dışarda, derste, sırada,/ Yürü üstüne – üstüne,/Tükür yüzüne celladın,/Fırsatçının, fesatçının, hayının…/ Dayan kitap ile/ Dayan iş ile./Tırnak ile, diş ile,/ Umut ile, sevda ile, düş ile/ Dayan rüsva etme beni./ Gözlerinden öperim,/  Bir umudum sende

DEVAMI
TANITIM

Trending

Tüm Hakları Saklıdır. © 2025