Melisa Buse ŞERBETÇİOĞLU
Gerçek Cilt Tipinizi Keşfetme Rehberi
Güzellik ve bakım denildiğinde çoğumuzun eli hemen o popüler ürünlere gidiyor. Sosyal medyada birinde gördüğümüz o meşhur krem ya da indirimde yakaladığımız o “mucizevi” serum… Ancak genellikle gözden kaçırdığımız çok kritik bir gerçek var. Cildimizi gerçekten tanımıyoruz?
Doğru ürünü seçmenin anahtarı, cildinize bir yabancı gibi değil, bir dost gibi yaklaşmaktan geçiyor. “Cildim yağlı işte!” deyip geçmek bazen en büyük hata olabiliyor. Yanlış teşhis; beraberinde sivilceleri, zamansız kurulukları, kızarıklıkları ve hatta “henüz erken” dediğimiz yaşlanma belirtilerini getirebilir.
Cilt Tipi Nedir?
Cilt tipi; cildinizin yağ üretme hızı, nemi hapsetme yeteneği ve dış dünyaya verdiği tepkilerin bir özetidir. Genelde beş ana grupta toplanırlar;
Normal Cilt: Ne eksik ne fazla, dengenin kitabını yazmış ciltler.
Kuru Cilt: Sürekli “su içsem de doymuyorum” diyen, gergin ve nemsiz ciltler.
Yağlı Cilt: Gün boyu parlayan ve gözenekleriyle başı dertte olanlar.
Karma Cilt: Alın ve burun bölgesi (T bölgesi) parti verirken yanakları sessiz kalanlar.
Hassas Cilt: Her şeye kolayca küsen, hemen kızarıp tepki gösteren ciltler.
Cilt tipiniz bir imza gibi sabit değildir. Mevsimler değiştikçe, yaş aldıkça, hatta yediğiniz o baharatlı yemekle veya yaşadığınız stresle birlikte cildiniz de kılık değiştirebilir.
Basit Cilt Tipi Testi
Pahalı analiz cihazlarına şimdilik ihtiyacınız yok. Evde aynanın karşısına geçip şu adımları izleyin;
Yüzünüzü nazik bir temizleyiciyle yıkayın ve nazikçe kurulayın.
Yüzünüze hiçbir şey (ama hiçbir şey!) sürmeden bir saat sabırla bekleyin.
Şimdi büyüteçleri (veya aynayı) hazırlayın
Gerginlikten gülümsenemiyor ve pul pul dökülmeler mi var?
Siz bir Kuru Cilt sahibisiniz.
Sadece alın, burun ve çene bölgeniz parlıyorsa?
Klasik bir Karma Cilt tablosu.
Yüzünüzün tamamı ışıldıyormuş gibi görünüyorsa…
Yağlı Cilt kulübündesiniz.
Ne gerginlik ne aşırı parlamaysa?
Şanslı azınlıktasınız, cildiniz Normal.
Kaşıntı, yanma hissi veya kızarıklık eşlik ediyorsa?
Cildiniz oldukça Hassas.
En Sık Düştüğümüz “Bakım Tuzakları”
Bazen iyi bir şey yapalım derken kaş yaparken göz çıkarabiliyoruz.
Yağlı cildi kurutmak için “saldırmak” Yağı tamamen yok etmeye çalışırsanız, cildiniz “İmdat, kuruyorum!” diyerek daha fazla yağ üretir.
Kuru cilde alkollü tonik sürmek ”Ateşe körükle gitmekle eş değerdir.”
“Arkadaşıma çok iyi geldi” referansı ” Onun cildiyle sizinkinin genetiği bir değil” unutmayın.
Mevsimleri görmezden gelmek. Kışın giydiğiniz paltoyla yazın güneşlenemeyeceğiniz gibi, kışlık kreminizle de yazın rahat edemezsiniz.
Cilt tipinizi tanıdığınızda hem cebinizi hem de cildinizi korumuş olursunuz. Unutmayın, en iyi bakım rutini en az ürünle en doğru sonucu aldığınız rutindir.

Cilt Tipine Göre Temel Bakım Rehberin
Yağlı ve Akneye Meyilli Ciltler
“Amacımız yağı tamamen yok etmek değil, dengelemek.”
Sabah
Temizleme = Salisilik asit (BHA) içeren, jöle formunda bir temizleyici.
Nemlendirme = Su bazlı, “non-comedogenic” (gözenek tıkamayan) hafif bir nemlendirici.
Koruma = Yağsız (oil-free), mat bitişli güneş kremi.
Akşam
Temizleme = Günün kirini ve fazla yağı arındıran jel temizleyici.
Hedef = Haftada 2 gece gözenekleri temiz tutmak için düşük oranlı bir asit toniği.
Kuru ve Mat Ciltler
“ Nemi hapsetmek ve bariyeri güçlendirmek.”
Sabah
Temizleme = Sadece ılık suyla yıkamak yeterli olabilir ya da süt formunda nazik bir temizleyici.
Nemlendirme = Hyaluronik asit içeren bir serum üzerine, seramidli yoğun bir nemlendirici.
Koruma = Nemlendirici özellikli, ışıltılı bitişli güneş kremi.
Akşam
Temizleme Yağ bazlı bir temizleyici (makyaj varsa) + kremsi temizleyici.
Besleme Yüz yağı veya yoğun gece maskesi.
Karma Ciltler (En Yaygın ve “Kararsız” Tip)
“ Amacımız T bölgesini yatıştırmak, yanakları beslemek.”
Sabah
Temizleme = Nazik, pH dengeli temizleme jeli.
Nemlendirme = Hafif yapılı bir losyon (Yanaklar çok kuruysa o bölgeye biraz daha yoğun sürülebilir).
Koruma = Hibrit yapıda (ne çok yağlı ne çok mat) güneş kremi.
Akşam
Temizleme = Standart temizleyici.
Denge = T bölgesine kil maskesi (haftada 1), yanaklara ise yoğun nem takviyesi.
Hassas ve Kızarık Ciltler
“Amacımız Cildi kızdırmadan sakinleştirmek.”
Sabah
Temizleme = Parfüm ve alkol içermeyen, köpürmeyen temizleyiciler.
Nemlendirme = Yatıştırıcı etkili (Centella Asiatica veya Panthenol içerikli) kremler.
Koruma = Mineral (fiziksel) filtreli güneş kremleri (çünkü cildi daha az irite eder).
Akşam
Temizleme = Cilt bariyerini yormayan en nazik temizleyici.
Onarım = Bariyer onarıcı “Cica” içerikli kremler.
Hangi cilt tipine sahip olursanız olun, güneş kremi asla opsiyonel değildir. Bulutlu havalarda, hatta evde pencere kenarında otururken bile mutlaka uygulanmalıdır. Unutmayın; yaşlanmanın %80’i güneş kaynaklıdır!
Havlu Yerine Kağıt Havlu = Havlular bakteri yuvası olabilir. Yüzünüzü tek kullanımlık kağıt havluyla pıt pıt yaparak kurulamak sivilceleri önler.
Bir ürünün gerçekten işe yarayıp yaramadığını anlamak için cildinize en az 28 gün (hücre yenilenme süresi) şans vermelisiniz.
Yazarlar
Cildinizi Değil, Algoritmayı Memnun Ediyorsunuz
Influencer Cildi Gerçek mi, Filtre mi?
Sabah aynaya baktığınızda ilk düşündüğünüz şey cildinizin hali mi, yoksa dün gece karşınıza çıkan o pürüzsüz yüz mü?
Kabul edelim artık çoğumuz cildimize değil, ekranda gördüklerimize bakarak karar veriyoruz.
Cilt bakımı bir ihtiyaç olmaktan çıkıp, sessizce bir “takip etme” meselesine dönüştü. Ne kullandığımızdan çok, kimin kullandığı önemli. Cildimizin ne istediğinden çok, hangi video daha çok izlenmiş ona bakıyoruz. Farkında olmadan cildimizi değil, algoritmayı memnun etmeye çalışıyoruz.

Influencer cildi gerçekten var mı?
Sosyal medyada gördüğümüz o cam gibi ciltlerin büyük kısmı; doğru ışık, iyi açı, filtre ve biraz da makyajdan ibaret. Gün ortasında, ev ışığında, filtresiz aynada baktığımız ciltle onlarınki aynı şartlarda değil.
Ama biz bunu unutup kendimize yükleniyoruz.
“Bende neden böyle değil?”
“Bir şeyleri yanlış mı yapıyorum?”
Çoğu zaman hayır. Sadece gerçek olmayan bir görüntüyü, gerçekmiş gibi kabul ediyoruz.
Gerçek cilt bazen parlar, bazen kızarır, bazen de “bugün hiç iyi değil” der. Ve bu tamamen normaldir.
Bakım rutini mi, içerik akışı mı?
Son aldığınız ürünü düşünün.
Gerçekten cildiniz istediği için mi aldınız, yoksa sık sık karşınıza çıktığı için mi?
Bir ürünü herkes kullanıyorsa, gerekli sanıyoruz. Bir içerik çok izlendiyse, doğru kabul ediyoruz. Böyle olunca bakım rutinleri cildin ihtiyacına göre değil, sosyal medyanın hızına göre şekilleniyor.
Oysa cilt aceleyi sevmez. Trendleri hiç sevmez.
Evde Uygulanabilecek Küçük Ama İşe Yaran İpuçları
Büyük değişimler yerine, küçük ama doğru adımlar
Aynaya sabah bakın
Cildinizi en doğru haliyle sabah, yüzünüzü yıkadıktan sonra görürsünüz. Akşam kızarıklıkları ya da gün içi yağlanmayı “cilt tipim bu” diye etiketlemeyin.
Bir hafta “az ürün” deneyi yapın
Temizleyici, nemlendirici, güneş koruyucu. Hepsi bu. Cilt bir süre sonra nasıl davrandığını kendi gösterir.
Her gördüğünüzü aynı anda denemeyin
Bir ürün iyi gelmiyorsa, sorun sizde değil cildiniz o ürünü istemiyordur. Israr etmeyin.
Cilt bakımı aynada değil, histe anlaşılır
Yanma, gerginlik, aşırı kuruluk varsa “alışıyor” diye kendinizi ikna etmeyin. Cilt rahatsızsa, mesaj net demektir.
Haftada bir gün cildinize dokunmayın
Maske yok, asit yok, peeling yok. Sadece temizleyin ve nemlendirin. Cildin de mola hakkı var.
En sessiz zarar
Sosyal medyanın cilt bakımına verdiği en büyük zarar yanlış ürünler değil, yanlış karşılaştırmalar. Kendinizi sürekli daha pürüzsüz, daha parlak bir yüzle kıyasladığınızda hiçbir rutin yeterli gelmez.
Oysa belki de cildiniz gayet iyi durumda.
Sadece yanlış bir ekrana bakıyorsunuzdur.
Cilt bakımı, başkasının yüzünde gördüğünüz sonucu kendi yüzünüzde zorla yaratma çabası değildir. Cilt bakımı, cildinizi tanımakla başlar; biraz yavaşlamakla, biraz da algoritmayı kısmakla devam eder.
Çünkü filtreler kapandığında, videolar bittiğinde ve trendler değiştiğinde…
Bakmak zorunda olduğunuz tek yer yine aynadır.
Ve o aynadaki cilt, algoritmaya değil size aittir.
Cilt Tipine Göre Evde Anında Rahatlatan Maskeler

Hassas – kızarmaya eğilimli ciltler
→ Yoğurt + yulaf
Kızarıklık ve gerginliği yatıştırır.
10 dakika bekletip ılık suyla yıkayın.
Kuru – nemsiz ciltler
→ Bal + zeytinyağı (sadece kuru bölgelere)
Cildi yumuşatır, rahatlatır.
5–7 dakika bekletip yıkayın.

Normal – karma ciltler
→ Sade yoğurt
Cildi ferahlatır, dengeler.
8–10 dakika bekletip yıkayın.
Yağlı ciltler
→ Yoğurt + az miktarda yulaf
Parlamayı artırmadan cildi sakinleştirir.
7–8 dakika bekletip yıkayın.
Maskeleri akşam saatlerinde, temiz cilde uygulayın. Yanma veya rahatsızlık hissi oluşursa hemen yıkayın.
Evde yapılan maskeler tedavi değil, anlık rahatlatma amaçlıdır.
Melisa Buse ŞERBETÇİOĞLU
O Yeşil Ambalajların Büyüsü Cildinize Sürdüğünüz “Doğa” Gerçekten Masum mu?
Bir kozmetik mağazasının o baş döndürücü rafları arasında, elinizde iki farklı kutuyla durduğunuzu hayal edin.
Sağ elinizdeki kutu, laboratuvar ciddiyetinde, sade ve mesafeli. Sol elinizdeki ise adeta bir orman havasında… Üzerinde ferahlatıcı yeşil tonlar, zarif yaprak çizimleri, çiçek illüstrasyonları ve güven veren o kocaman, sihirli kelime “Doğal İçerikli.”
Hangisi kalbinizi çalıyor ? İtiraf edelim, çoğumuz o yeşil yapraklı kutuya uzanırız. Çünkü bilinçaltımızda “doğal” olanın, otomatik olarak “güvenli” ve “zararsız” olduğuna dair sarsılmaz bir inanç var.
Peki, bu güvenin altı ne kadar dolu? Gelin, o ışıltılı ambalajın arkasına, madalyonun diğer yüzüne birlikte bakalım.

Limonun ve Sirkenin Acı Tecrübesi
Son yıllarda kozmetik dünyasında “doğal” kelimesi, her kapıyı açan bir maymuncuk gibi kullanılıyor. Oysa mevzuat dünyasında bu kelimenin sandığımız kadar bağlayıcı bir karşılığı yok. Bir ürünün üzerine “doğal” yazılması, onun tamamen bitkisel olduğu veya cildinizde çiçekler açtıracağı anlamına gelmiyor. Bazen, koca bir kimyasal havuzun içine damlatılmış minik bir bitki özü bile, o iddialı etiketi yapıştırmaya yetebiliyor.
İşin asıl tehlikeli yanı ise şu yanılgıda gizli “Doğalsa iyidir.”
Gerçekten öyle mi? Doğada zehirli sarmaşıklar da var, cildi yakan asitli meyveler de… Mutfaktaki en sadık dostlarımız limon ve sirkeyi düşünün. Salataya lezzet katan limon suyu, asidik yapısıyla cildi tahriş edip güneşe karşı savunmasız bırakabilir. Temizliğin baş tacı sirke, yanlış kullanıldığında ciltte kalıcı lekeler bırakabilir.
Yani doğada var olan her şey, doğrudan yüzümüze sürülmek için yaratılmamıştır. Bunu çoğumuz ne yazık ki deneme-yanılma yoluyla, biraz da canımız yanarak öğreniyoruz.
“Temiz İçerik” Efsanesi ve Kimyofobi
Bir de son dönemin modası “Temiz İçerik” (Clean Beauty) akımı var. Kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi? Sanki diğerleri “kirliymiş” gibi…
Burada da büyük bir kavram karmaşası hakim. Markalar “temiz” derken neyi kastediyor? Genelde ne olduğu değil, ne olmadığı pazarlanıyor: “Paraben yok, sülfat yok, silikon yok…”
Ancak “içermiyor” listesinin kabarık olması, o ürünü otomatikman masum yapmaz. Paraben koymayıp yerine cildi daha çok yoran, ismi daha az bilinen başka bir koruyucu eklenmiş olabilir.
Buradaki en büyük tuzak, “kimyasal” kelimesinden korkutulmamız. “Kimyasal içermez” diye bir şey teknik olarak mümkün değil. İçtiğimiz su (H2O) bile kimyasal bir bileşiktir. Mesele kimyasal olması değil o maddenin cildinizle barışık olup olmadığı, hangi oranda kullanıldığı ve nasıl formüle edildiğidir.
Bitkisel Olan Herkese İyi Gelir mi?
Gelelim en hassas noktaya “Bitkisel” ürünlerin herkes için şifa olduğu yanılgısına…
Özellikle hassas ciltler, alerjik bünyeler ve akneye meyilli olanlar için “bitkisel” etiketi bazen gizli bir mayın tarlasına dönüşebilir. O mis gibi kokan lavantalar, ferahlatıcı naneler, popüler çay ağacı yağları… Hepsi çok güçlü bileşenlerdir. Sağlam bir cilt bariyerinde harikalar yaratan bu özler, hassas bir ciltte yangına, kaşıntıya ve kızarıklığa sebep olabilir.
Polen alerjisi olan birinin, bitki özlü bir kremden sonra yüzünün kabarması tesadüf değildir. Ya da akne sorunu yaşayan birinin “doğal yağlar” ile cildini neme doyurmak isterken sivilce tarlasına dönmesi, işten bile değildir.

Peki, Ne Yapmalı?
Korkup hiçbir şey sürmeyelim mi? Elbette hayır. Ancak tüketici olarak artık biraz “dedektif” olmamız gerekiyor.
Yapılacak şey basit Ambalajın ön yüzündeki o masalsı vaatlere, doğa manzaralarına ve sloganlara değil arka yüzündeki o küçük puntolu gerçeklere, yani “İçindekiler” kısmına bakmayı öğrenmeliyiz.
O listede, cildi besleyen maddeler mi başta, yoksa sadece koku veren parfümler mi? Ürün cildinizin ihtiyacına mı yönelik, yoksa sadece o anki trende mi ?
Unutmayın cilt bakımı bir trend yarışı değil, cildinizi tanıma yolculuğudur. Ve bu yolculukta en güvenilir pusula, pazarlama harikası yeşil yapraklar değil bilgi ve bilinçtir.
Cildinize iyi bakın ama sloganlarla değil, gerçeklerle…
Yazarlar
Ambalaja Aldanmayın Cilt Bakımında Asıl Gerçek Etikette
İçerik Etiketini Okumadan Yapılan Cilt Bakımı, Gözleri Kapalı Araba Kullanmaya Benzer
Bir kozmetik mağazasına girdiğinizde tablo hep aynı…
Rengarenk ambalajlar, iddialı sloganlar, “ışıltı”, “mucize”, “3 günde etki” vaatleri… Rafların önünde duran tüketici ise çoğu zaman şu sorunun cevabını arıyor “Hangisi gerçekten benim cildime iyi gelecek?”
Ne yazık ki bu sorunun cevabı ürünün ön yüzünde değil.
Asıl gerçek, çoğu kişinin okumaya üşendiği o küçük puntolu içerik etiketlerinde saklı.
Bugün cilt bakımında en büyük yanılgı pahalı ürünün iyi, popüler olanın doğru, çok satanın güvenli olduğuna inanmak. Oysa sağlıklı bir cilt rutini, trendleri değil bilinci takip eder.
İçerik etiketini okumayı öğrenmek.

Ambalaja Değil, İçeriğe Bak
Bir ürünün size uygun olup olmadığını anlamanın tek yolu vaatlere değil, formülüne bakmaktır. Çünkü her cilt farklıdır.
Yağlanan, kuruyan, kızaran, sivilcelenen ya da hassaslaşan ciltlerin ihtiyaçları da farklıdır.
İşte tam bu noktada içerik listesi, cildinizin adeta kılavuz haritası olur.
Peki hangi cilt tipi, etiketlerde hangi kelimeleri aramalı?
1. Yağlı ve Karma Ciltlerin Sessiz Kurtarıcıları
Gün içinde parlayan bir T bölgesi, belirgin gözenekler, siyah noktalar ve arada çıkan sivilceler…
Eğer bunlar size tanıdık geliyorsa, cildinizin ihtiyacı yağla savaşmak değil yağı dengelemek.
Salisilik Asit (BHA)
Yağ bazlı yapısıyla gözeneklerin içine girebilen nadir asitlerden biridir. Gözeneklerin içinde biriken sebumu ve ölü hücreleri temizler.
Sivilce ve siyah nokta problemi yaşayanlar için adeta “temizlik görevlisi” gibidir.
Niasinamid (Vitamin B3)
Son yılların yıldızı ama boşuna değil.
Yağ üretimini dengeler, gözenek görünümünü azaltır, kızarıklıkları yatıştırır. Üstelik cilt tonunu da eşitler.
Doğru oranda kullanıldığında neredeyse her cilde uyum sağlar.
Kil (Kaolin / Bentonit)
Fazla yağı mıknatıs gibi çeker. Haftada bir uygulanan kil maskeleri cildi arındırır.
Ancak fazlası cildi kurutabilir. Unutmayın Temizlik başka, kurutmak başka.
2. Kuru ve Nemsiz Ciltlerin Hayati Destek Üniteleri
“Ne sürsem yetmiyor”, “cildim geriliyor”, “pul pul dökülüyor” diyorsanız sorun yağ değil, nem eksikliğidir.
Hyaluronik Asit
Bir içerik düşünün kendi ağırlığının yaklaşık 1000 katı su tutabiliyor.
Hyaluronik asit cildi dolgunlaştırır, ince çizgilerin görünümünü yumuşatır ve sağlıklı bir ışıltı verir.
Seramidler
Cilt bariyerinin temel yapı taşlarıdır.
Nem kaybını önler, cildi dış etkenlere karşı korur. Özellikle soğuk havalarda ve hassaslaşan ciltlerde vazgeçilmezdir.
Gliserin
Belki en eski içeriklerden biri ama hâlâ en etkililerden.
Havadaki nemi cilde çekip orada tutar. Basit ama güçlüdür.
3. Hassas ve Kızaran Ciltlerin Sakin Limanı
Her ürüne tepki veren, kolay kızaran, yanan ya da kaşınan bir cildiniz varsa “az ama doğru” felsefesi sizin için geçerli.
Centella Asiatica (Cica)
Onarıcı ve yatıştırıcı etkisiyle bilinir.
Kızarıklık, hassasiyet ve bariyer hasarı yaşayan ciltler için adeta ilk yardım çantasıdır.
Panthenol (Vitamin B5)
Cildi rahatlatır, iyileşme sürecini destekler.
İrritasyon sonrası bakımda oldukça etkilidir.
Yulaf Ekstresi
Kaşıntı ve yanma hissini azaltır.
Hassas ciltlerin sessiz ama güvenilir dostudur.
4. Her Cilt Tipi İçin Zamana Karşı Kalkan
Cilt bakımı sadece bugünü kurtarmak değil, geleceği de korumaktır.
C Vitamini
Sabah rutininin yıldızıdır.
Cildi aydınlatır, çevresel hasara karşı korur. Gündüz kullanımında güneş kremiyle birlikte kullanılması gereklidir.
Retinol (A Vitamini)
Cilt bakımının “altın standardı”.
Kırışıklıklar, lekeler ve cilt dokusu üzerinde etkilidir.
Sadece gece kullanılır
Gündüz mutlaka güneş kremi gerekir
Sabır ister, sonuç verir.
Patch Test Bir Detay Değil, Zorunluluktur
Yeni bir ürünü yüzünüze sürmeden önce küçük bir test yapın.
Kulağınızın arkası ya da bileğinizin içi bunun için idealdir.
24 saat içinde reaksiyon yoksa güvenle kullanabilirsiniz.
Cilt bakımında kazanan, pahalı ürün değil doğru içeriktir.
Etiketi okumayı öğrenin, cildinizi tanıyın ve ona gerçekten ihtiyacı olanı verin.
Sağlıklı cilt reklamlardan değil, bilinçli tercihlerden doğar.

İçeriğinde Varsa Uzak Durun
Bir ürün ne kadar pahalı, popüler ya da “doğal” iddialı olursa olsun…
İçerik listesinde bazı maddeler vardır ki cilt tipiniz ne olursa olsun iki kez düşünmeyi, hatta çoğu zaman rafına geri bırakmayı gerektirir.
Çünkü bazı içerikler kısa vadede “iyi hissettirir”, uzun vadede ise cilt bariyerini bozar, hassasiyeti artırır ve kalıcı sorunlara yol açar.
Alkol Denat (Alcohol Denat / SD Alcohol / Ethanol)
Özellikle yağlı cilt ürünlerinde sıkça bulunur.
İlk sürüldüğünde cildi matlaştırır, ferahlatır. Ancak bu sadece bir illüzyondur.
Kısa vadede yağı kurutur.
Uzun vadede cilt bariyerini zayıflatır.
Daha fazla yağ üretimine ve hassasiyete yol açar.
Hassas, kuru ve akneye meyilli ciltlerde kesinlikle uzak durulmalıdır.
Parfüm (Fragrance / Parfum)
“Mis gibi kokuyor” demek, cilt için iyi olduğu anlamına gelmez.
Kızarıklık,Kaşıntı,Yanma,Zamanla gelişen hassasiyet
gibi sorunların en büyük tetikleyicilerindendir.
Özellikle hassas, rozalı ve akneli ciltlerde en masum görünen düşmandır.
Sert Sülfatlar (SLS / SLES)
Sodium Lauryl Sulfate (SLS) ve Sodium Laureth Sulfate (SLES) güçlü temizleyicilerdir.
Ancak güç her zaman avantaj değildir.
Köpürür, “temiz hissi” verir. Ancak cildin doğal yağ dengesini bozar.
Kuruluk ve tahrişe neden olur.
Yüz temizleme ürünlerinde mümkünse tercih edilmemelidir.
Mentol, Nane, Okaliptüs Türevleri
“Serinletici” ve “ferahlatıcı” etkileriyle pazarlanır.
Ama bu serinlik çoğu zaman mikro tahriş anlamına gelir.
Özellikle hassas, kızaran ve akneye meyilli ciltlerde uzun vadede ciddi sorunlara yol açabilir.
Fazla Konsantre Uçucu Yağlar
Lavanta, limon, portakal kabuğu yağı gibi içerikler “doğal” etiketiyle sunulur.
Ancak doğal olması, cilt için güvenli olduğu anlamına gelmez.
Yüksek oranda kullanıldığında alerjik reaksiyon,güneşe karşı hassasiyet,leke riskini artırabilir.Özellikle gündüz ürünlerinde dikkat edilmelidir.
Tanımadığınız ve Gizlenen İçerikler
“Secret blend”, “proprietary formula” gibi belirsiz ifadeler içeren ürünler soru işaretidir.
Ne sürdüğünüzü bilmiyorsanız, cildiniz de neyle karşılaşacağını bilemez.
Küçük Bir Hatırlatma
Her içerik herkes için kötü değildir. Hassasiyetiniz varsa,cilt bariyeriniz zayıfsa , Sivilce ve kızarıklık yaşıyorsanız bu maddelerden uzak durmak, cilt sağlığı açısından önleyici bir yatırımdır. Cilt bakımında en büyük hata, “herkes kullanıyor” diyerek ürünü sepete atmaktır. “Bu ürün benim cildime gerçekten iyi mi? ”Etiket okuyun .Kırmızı çizgilerinizi bilin.
Cildinizi reklamlara değil, bilince emanet edin.
-
Siyaset4 ay ÖnceCeyhun Atıf Kansu Caddesi’nin Adı “Sinan Ateş” Oldu
-
Gündem4 ay ÖnceAnkara’nın Suyunu Kim Çalıyor?
-
İlçe Haberleri3 ay ÖnceHaymana’nın OSB Hayali Gerçek Oluyor
-
RESMİ İLANLAR4 hafta Önce
Mamak Belediyesi 23 Nisan Kutlaması
-
RESMİ İLANLAR4 hafta Önce
Etimesgut Belediyesi 23 Nisan’ı Kutladı
-
İlçe Haberleri5 ay ÖnceAnkara-Polatlı Yol Ücreti 145 TL Oldu
-
Gündem4 ay ÖnceAnkara Pazarcılar Odası Başkanı Yanlış Anlaşılmış!
-
Gündem5 ay ÖnceAnkara Lokantacılar Odası’nda Başkanlık Yarışı Kızışıyor:

