Ekonomi
Ankaralı Sanayici Nefes Alamıyor
Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç meclis toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.
Ankara’nın; üretim, bilgi ve teknolojinin iç içe örüldüğü stratejik bir şehir olarak öne çıktığını belirten Başkan Ardıç, “Güçlü organize sanayi bölgelerimiz ve teknoparklarımız, köklü üniversitelerimiz ve araştırma altyapılarımız etkin bir ekosistem oluşturmaktadır. Savunma sanayiinden bilişime, ileri makine teknolojilerinden sağlık teknolojilerine kadar yüksek katma değerli Ar-Ge ve ürün geliştirme kapasitesi Ankara’da yoğunlaşmaktadır. Esenboğa’nın giderek genişleyen uçuş ağıyla birlikte, potansiyelimiz harekete geçmiştir. Bütün bunlar bir araya geldiğinde Ankara’mız; yalnızca ülkemizin değil, Avrasya’nın en güvenilir yatırım merkezlerinden biridir” değerlendirmesinde bulundu.
Uluslararası yatırımcılara çağrıda bulunan Başkan Ardıç, “Riskin en yoğun olduğu coğrafyada, güvenin en yüksek olduğu ülke Türkiye’dir; Türkiye’de de bu güvenin kalbi Ankara’dır” dedi.
Başkan Ardıç, fırsatların ve potansiyelin gerçeğe dönüşmesi için güçlü bir hazırlık gerektiğini vurgulayarak, “Üretim ortamını iyileştiren, yatırımcı güvenini artıran, finansmana erişimi kolaylaştıran, lojistik altyapıyı güçlendiren ve sanayiyi yeni dönemin rekabet şartlarına hazırlayan bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç vardır” ifadelerini kullandı.

“BİZ SANAYİCİLER NEFES ALMAKTA ZORLANIYORUZ”
Türkiye’de bugün sanayinin geldiği durumu değerlendiren Başkan Ardıç, “Ortada çok açık bir gerçek var. Maalesef biz sanayiciler nefes almakta zorlanıyoruz” dedi.
Haziran 2023’te yüzde 38,21 olan yıllık enflasyonun Mart 2026 itibarıyla yüzde 30,87’ye gerilediğini, bunun 7,3 puanlık bir düşüşe karşılık geldiğini belirten Başkan Ardıç, “Aynı dönemde reel sektör üzerindeki baskı hafiflemedi; tersine birçok alanda daha da sert hissedilmeye başlandı” diye konuştu.
Başkan Ardıç, sözlerine şöyle devam etti:
“Göstergeler bu gerçeği açıkça söylüyor. Sanayi üretimine bakıyoruz, ivme zayıf.
İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi’ne bakıyoruz, eşik değerin altında. Kapasite kullanım oranına bakıyoruz, arzu edilen seviyenin gerisinde. Reel kesim güven endeksine bakıyoruz, hâlâ temkinli. Hangi göstergeye baksak aynı cevap geliyor: Bazı makroekonomik göstergelerde toparlanma görülürken, üretim tarafı henüz nefes alabilmiş değildir. Daha da önemlisi, bu süreç reel sektörün omuzlarına taşıyabileceğinden çok daha ağır bir yük bindirmiştir. Sanayi ekonominin akciğeridir. Sanayinin nefesi kesilirse yatırım iştahı düşer, üretim yavaşlar, büyümenin temeli zayıflar. Bizim gibi petrolü, doğalgazı, enerji kaynakları sınırlı bir ülkenin kalkınmak için üretim yapmaktan başka çaresi yoktur. Biz üretimle büyümeyi başarmış bir ülkeyiz. Bundan sonra da aynı kararlılıkla üretmek zorundayız.”
“ENFLASYONLA MÜCADELE ÜRETİMİ BOĞMADAN, SANAYİYİ ZAYIFLATMADAN YÜRÜTÜLMELİDİR”
Sanayi açısından enflasyonun düşmesi kadar, enflasyonun hangi maliyetle düştüğünün de aynı derecede önemli olduğunu vurgulayan Başkan Ardıç, “Bu düşüş; yüksek faiz, sıkı kredi koşulları, iç talep yavaşlaması ve finansman maliyetlerindeki artış eşliğinde gerçekleşmekte, sanayi katma değeri sınırlı kalmaktadır. Yüksek enflasyonun bedelini yüksek faizle, yüksek faizin bedelini ise üretim kaybıyla ödüyoruz. Reel sektörün omzundaki yük ağırlaştıkça ekonominin taşıyıcı kolonları da yıpranıyor. Üretimi güçlendirmeden fiyat istikrarını sağlamak mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
Fiyat istikrarına doğru yavaş da olsa bir ilerleme sağlandığını, ancak bu iyileşmenin henüz reel sektöre yansımadığını belirten Başkan Ardıç, “Bu noktada bizim duruşumuz nettir: Enflasyonla mücadele elbette sürecektir. Ama bu mücadele üretimi boğmadan, sanayiyi zayıflatmadan yürütülmelidir. Çünkü Türkiye’nin gerçek gücü, üretimin yeniden ayağa kalkmasından geçer” dedi.
Sanayide elektrik, doğal gaz, hammadde ve ara malı maliyetlerindeki artışa da dikkat çeken Başkan Ardıç, “Üretim yapımızın ithal enerjiye ve ithal ara malına olan yapısal bağımlılığı, kurdaki her oynaklığı katlayarak maliyet şokuna dönüştürmektedir. Yani mesele sadece enerji fiyatlarının yükselmesi değildir. Bu artışın sanayicinin rekabet gücünü aşındırması, ihracatçının elini zayıflatması ve enflasyonla mücadeleyi daha da zorlaştırmasıdır. Enerji maliyetlerindeki her yükseliş, sadece bir fatura artışı değil; üretim gücümüze, yatırım iştahımıza ve ekonomik dayanıklılığımıza yönelen çok boyutlu bir baskıdır” değerlendirmesinde bulundu.

“OYUNUN KURALI MAÇ BAŞLADIKTAN SONRA DEĞİŞMEMELİDİR”
Sanayicilerin yenilenebilir enerji yatırımlarına güçlü bir ilgi gösterdiğini, güneş enerjisi alanında önemli adımlar attığını belirten Başkan Ardıç, bu yatırımların elektrik üretim kapasitesine de olumlu şekilde yansıttığını ifade etti. Ancak uygulanan politikalarda yaşanan ani ve öngörülmeyen değişikliklerin, bu olumlu ivmeyi sekteye uğratma riski taşıdığına dikkat çekti. Özellikle lisanssız elektrik üretiminde “saatlik mahsuplaşma” uygulamasına geçişin mevcut yatırımların fizibilitesini zayıflattığını, yatırımcı güvenini sarstığını ve sanayicilerin geleceğe dönük planlarını belirsizliğe sürüklediğini belirten Başkan Ardıç, şunları söyledi:
“Bu durum yalnızca bireysel yatırım kararlarını değil, aynı zamanda üretim sürekliliğini, istihdamı ve uluslararası rekabet gücümüzü de doğrudan etkilemektedir.
Daha da önemlisi, bu tür düzenlemeler, ülke olarak ortaya koyduğumuz stratejik hedeflerle çelişme riski taşımaktadır. Yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik ederken, bu yatırımların ekonomik sürdürülebilirliğini zedeleyebilecek adımlar atılması; politika tutarlılığı açısından ciddi bir soru işareti yaratmaktadır. Oyunun kuralı maç başladıktan sonra değişmemelidir.
Özellikle vurgulamak isterim ki; saatlik mahsuplaşmaya yönelik mevcut mevzuatın, sanayimizin ihtiyaçları, ülke hedefleri ve yatırım güvenliği perspektifinden yeniden ele alınması ve bütüncül bir bakış açısıyla gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz.”
Başkan Ardıç, sanayinin karşı karşıya olduğu bir diğer kritik risk alanının da finansman yapısındaki bozulma olduğuna değindi. Dezenflasyon sürecinde uygulanan sıkı para politikası ve yüksek TL faizlerinin, firmaları daha erişilebilir gördükleri döviz cinsi finansmana yönlendirdiğine dikkat çeken Başkan Ardıç, “Haziran 2023’te 74 milyar dolar seviyesinde olan Şirketlerin Döviz Pozisyon Açığı, Mart itibarıyla 200 milyar dolara ulaşmıştır. Bu durum son üç yılda reel sektörün daha fazla dövizle borçlanmak zorunda kaldığını göstermektedir” dedi.
“SANAYİCİ DÖVİZ BORCUYLA DEĞİL, ÜRETİM GÜCÜYLE BÜYÜMELİDİR”
Sanayicilerin bugün maliyet baskısı altında, yarın ise ihracat pazarlarının daralması ve döviz gelirlerinin ani azalması halinde kur şoku riskiyle karşı karşıya kalabileceğine dikkat çeken Başkan Ardıç, “Sanayici döviz borcuyla değil, üretim gücüyle büyümelidir. Kur riskine teslim olmuş bir bilanço, ne yatırımı taşır ne de üretimi büyütebilir. Çözüm; sanayicimizi döviz borcuna mecbur bırakmayan bir finansman ve üretim yapısı kurmaktır” ifadelerini kullandı.
Uygun maliyetli ve erişilebilir Türk Lirası kredi imkânları genişletilmesinin önemine vurgu yapan Başkan Ardıç, “Kur riskinden korunma araçları daha etkin hale getirilmelidir. İthal ara malı bağımlılığını azaltacak üretim politikaları güçlendirilmelidir” dedi.
“BİRÇOK FİRMA, PAZARINI KAYBETMEMEK ADINA NEREDEYSE KÂRSIZ İHRACAT YAPMAK ZORUNDA KALIYOR”
Kur hareketleri üretim maliyetlerindeki artışa ayak uyduramaması durumunda ihracatçının kâr marjının hızla daraldığını belirten Başkan Ardıç, şunları söyledi:
“Bugün öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, ihracatçımız artık kazanç sağlamayı değil, dış pazarlardaki varlığını korumayı öncelemektedir. Geldiğimiz noktada birçok firma, mevcut pazarını kaybetmemek adına neredeyse kârsız ihracat yapmak zorunda kalmaktadır.
Buna Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, yeni sürdürülebilirlik raporlama yükümlülükleri ve tedarik zinciri denetim düzenlemeleri de eklendiğinde tablo daha da ağırlaşıyor. Artık ihracat yapmak yalnızca üretmek değil; kurala uyum, karbon ayak izi ve izlenebilir tedarik zinciri sınavından geçmek anlamına gelmektedir.
Yani bugünün ihracatçısı yalnızca rakibiyle değil; kurallarla, koridorlarla ve iklim politikalarıyla da yarışmaktadır. Güçlü bir yeşil dönüşüm altyapısı, erişilebilir ihracat finansmanı ve daha etkili bir dış ticaret politikası, bu yarışta sanayimizi ayakta tutacaktır. Çünkü bugün ihracat yapmak, yalnızca ürünü yola çıkarmak değildir; üretimin her aşamasını şeffaflık, belge ve ölçüm zemininde savunabilmektir.”
Sanayicilerin yatırım gücünü artırma amacıyla hükümet tarafından atılan adımları da yakından takip ettiklerini belirten Başkan Ardıç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı”nın Türkiye’nin yatırım, üretim, ticaret ve finans merkezi olma hedefi açısından son derece stratejik bir adım olduğunu söyledi. Başkan Ardıç; sanayiciye, ihracatçıya, girişimciye ve yatırımcılara sağlanan destekler için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ederek, “Açıklanan düzenlemelerin ülkemiz ekonomisine, sanayimize ve ihracatımıza hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
“YALNIZCA BUGÜNÜ KURTARMAYALIM, GELECEĞİN REKABET GÜCÜNÜ BUGÜNDEN İNŞA EDELİM”
Başkan Ardıç, sanayinin, yalnızca mevcut sorunlarını tespit etmekle yetinilemeyeceğini belirterek, Ankara Sanayi Odası olarak politika yapıcı ve uygulayıcılara dört temel talebini şöyle sıraladı:
“Birincisi; üretim ve ihracatı koruyan bir dezenflasyon süreci.
İkincisi; döviz riskini büyütmeyen, erişilebilir ve öngörülebilir finansman.
Üçüncüsü; Ar-Ge’yi ürüne, ürünü üretime, üretimi ihracata bağlayan tutarlı bir teknoloji politikası.
Dördüncüsü ise; yapay zekâyı, yeşil dönüşümü ve ileri teknolojiyi Ankara sanayisinin yeni sıçrama alanları haline getirecek kararlı bir eylem programı.
Çünkü bu çağın meselesi yalnızca büyümek değil, dayanıklı ve istikrarlı büyümektir. Katma değeri yüksek, teknolojik ve sürdürülebilir biçimde üretim yapmaktır. Yalnızca bugünü kurtarmayalım, geleceğin rekabet gücünü bugünden inşa edelim.
Ekonomi
OSTİM’de KKTC Yatırım Fırsatları Masaya Yatırıldı
Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik önemli bir program, Ankara’daki OSTİM Organize Sanayi Bölgesi’nde gerçekleştirildi. “Türkiye – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ekonomik İlişkilerinin Güçlendirilmesi Programı”, KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu’nun katılımıyla OSTİM OSB Konferans Salonu’nda düzenlendi.
KKTC ve Türkiye Arasında Ekonomik İş Birliği Vurgusu
EkoAvrasya Vakfı, Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve Türk Dünyası Sivil Toplum İşbirliği Derneği’nin organizasyonunda düzenlenen programa iş dünyası ve kamu kurumlarından yoğun katılım sağlandı.
Programa; KKTC Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu, TBMM Konya Milletvekili ve Türkiye-KKTC Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Orhan Erdem, OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürü Hüsnü Dilemre, Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz, EkoAvrasya Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Hikmet Eren, TÜRKSİT Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Kurnaz, iş insanları ve davetliler katıldı.

Orhan Aydın: “Kalbimiz Kıbrıs’la Beraber Atıyor”
OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, konuşmasında KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu ve beraberindeki heyeti OSTİM’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.
OSTİM’in yalnızca bir sanayi bölgesi değil, aynı zamanda kalkınma modeli olduğuna dikkat çeken Aydın, iş ve inşaat makineleri, savunma ve havacılık sanayi, medikal, yenilenebilir enerji, kauçuk, raylı sistemler ve haberleşme teknolojileri alanlarında faaliyet gösteren 7 farklı kümelenmeye ev sahipliği yaptıklarını söyledi.
Aydın, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Kalbimiz Kıbrıs’la beraber atıyor. Kıbrıs’ı çok seviyoruz. İş birliklerini geliştirebilirsek kendimizi mutlu hissedeceğiz.”
Bakan Amcaoğlu: “Türkiye ile Omuz Omuza Yürümek Çok Önemli”
KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu ise pandemi sürecinin üretimin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.
Her ülkenin kendi mikro ihtiyaçlarını üretebilmesinin stratejik bir gereklilik haline geldiğini ifade eden Amcaoğlu, Türkiye ile kurulan güçlü iş birliğinin önemine dikkat çekti.
OSTİM Başkanı Orhan Aydın’ın konuşmasına atıfta bulunan Bakan Amcaoğlu, “Sizin anlattıklarınız bizim için onur, gurur ve güven kaynağı.” dedi.
OSTİM’de Yeni İş Birliği Fırsatları Görüşüldü
Program kapsamında Türkiye ile KKTC arasında ticaret, yatırım, sanayi üretimi ve teknoloji alanlarında geliştirilebilecek ortak projeler ele alındı. Toplantıda özellikle sanayi yatırımları, üretim kapasitesinin artırılması ve karşılıklı ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi konularında değerlendirmelerde bulunuldu.
Ekonomi
Anadolu OSB’ye Önemli Ziyaret
Ankara’nın en önemli organize sanayi bölgelerinden biri olan Anadolu Organize Sanayi Bölgesi, önemli ziyaretçilerini ağırladı.
OSİAD ve OSTİM Organize Sanayi Bölgesi yöneticileri, Anadolu OSB yöneticileri ile bir araya gelerek, Ankara’daki organize sanayi bölgelerinin mevcut durumu ve geleceğe yönelik planlamaları detaylı şekilde ele aldılar.
Sanayi temsilcilerinden kritik temas
Heyette OSİAD Başkanı Esat Hisarcıklılar, OSTİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, Başkanvekili Sıtkı Öztuna, yönetim kurulu üyeleri Behzat Zeydan ve Yaşar Özelge yer aldı. Heyet, Anadolu OSB Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kutsi Tuncay’ı ziyaret ederek bölgedeki gelişim süreçleri üzerine kapsamlı görüş alışverişinde bulundu.
Toplantıya ayrıca Anadolu OSB Yönetim Kurulu Üyesi ve OSİAD Önceki Dönem Başkanlarından Ahmet Kurt ve Anadolu OSB Bölge Müdürü Yusuf Emre İyimaya da katıldı.
Anadolu OSB’nin Genişlemesi Gündemde
Gerçekleştirilen ziyarette, Özellikle artan üretim kapasitesi ihtiyacına paralel olarak genişleme bölgeleri, yeni yatırım alanları ve altyapı güçlendirme projeleri ön plana çıktı.
Ziyaret ile ilgili OSİAD’ın sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada “OSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Esat Hisarcıklılar, OSTİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, Başkanvekili Sıtkı Öztuna, Yönetim Kurulu Üyeleri Behzat Zeydan ve Yaşar Özelge ile birlikte, Anadolu OSB Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kutsi Tuncay’a nezaket ziyaretinde bulundular.
Anadolu OSB Yönetim Kurulu Üyesi ve OSİAD Önceki Dönem Başkanlarımızdan Ahmet Kurt ile Anadolu OSB Bölge Müdürü Yusuf Emre İyimaya’nın da bulunduğu ziyarette; sanayi bölgelerinin gelişim süreçleri istişare edilirken, altyapı yatırımları, sosyal alanlar ve genişleme bölgesi çalışmaları da ayrıca değerlendirildi” denildi.
Orhan Aydın Açıklama yaptı
OSTİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın da, şu değerlendirmelerde bulundu;
“Anadolu OSB’nin kuruluşundan itibaren, aynı zamanda OSTİM’in de yatırımcısı ve girşimcisi olan Hüseyin Kutsi Tuncay’ı ziyaret ettik. Burada yapılan eserler için Hüseyin beye ve ekibine yürekten teşekkür ederim. Ankaramız, bölgemiz ve ülkemiz için güzel işler yaptığını zaten biliyorduk, yerinde de müşahede etmiş olduk. Tarafımız ve dostluğumuzun nişanesi olarak kendisine OSTİM plaketi takdim ediyoruz.”
Ekonomi
Ankara’da İleri Teknoloji Adımı
Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından Temelli’de inşa edilen Türk Standardları Enstitüsü (TSE) Kalite Kampüsü projesinin tamamlanması, başkent ve Türkiye sanayisi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Ankara’da Küresel Standartların Yeni Merkezi
Ankara’nın batı aksında yükselen dev kampüs, yerli üretimin uluslararası pazarlarda daha güçlü şekilde yer almasını sağlayacak modern test ve laboratuvar altyapısıyla öne çıkıyor.
Tesis, sanayicilerin ürünlerini uluslararası standartlara uygun şekilde belgelendirmesine imkan tanırken, dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
Stratejik Altyapı ve Modern Tasarım
TOKİ’nin yüksek mühendislik standartlarıyla hayata geçirdiği kampüs; geniş kapalı alanları, ihtisaslaşmış laboratuvar binaları ve ileri teknoloji altyapısıyla dikkat çekiyor.
Proje, yalnızca bir kamu yatırımı olmanın ötesine geçerek, teknoloji odaklı yatırımlar için önemli bir merkez olma özelliği taşıyor.
Bölge Ekonomisine Güç Katacak
Kalite Kampüsü’nün faaliyete geçmesiyle birlikte Temelli ve çevresinin nitelikli iş gücü, Ar-Ge yatırımları ve yan sanayi açısından cazibe merkezi haline gelmesi bekleniyor.
Bu gelişme, Ankara’nın uygunluk değerlendirme ve test süreçlerinde bölgesel bir lider konuma yükselmesine katkı sağlayacak.
Türkiye Sanayisi İçin Yeni Dönem
TSE Kalite Kampüsü, Türkiye’nin üretim gücünü küresel standartlarla buluşturmayı hedeflerken, sanayi altyapısının güçlenmesine ve ihracat kapasitesinin artmasına önemli katkılar sunacak.
-
Siyaset4 ay ÖnceCeyhun Atıf Kansu Caddesi’nin Adı “Sinan Ateş” Oldu
-
Gündem4 ay ÖnceAnkara’nın Suyunu Kim Çalıyor?
-
İlçe Haberleri3 ay ÖnceHaymana’nın OSB Hayali Gerçek Oluyor
-
RESMİ İLANLAR4 hafta Önce
Mamak Belediyesi 23 Nisan Kutlaması
-
RESMİ İLANLAR4 hafta Önce
Etimesgut Belediyesi 23 Nisan’ı Kutladı
-
İlçe Haberleri5 ay ÖnceAnkara-Polatlı Yol Ücreti 145 TL Oldu
-
Gündem4 ay ÖnceAnkara Pazarcılar Odası Başkanı Yanlış Anlaşılmış!
-
Gündem5 ay ÖnceAnkara Lokantacılar Odası’nda Başkanlık Yarışı Kızışıyor:

